Sinema ve Psikoloji
KIŞ UYKUSU
28 Eylül 2026
GÖZDE SİVRİKAYA
Aydın, Nuri Bilge Ceylan’ın hem yönetmenliğini hem de Ebru Ceylan’la birlikte senaryosunu yazdığı Kış Uykusu filmindeki ana karakterdir. Nuri Bilge Ceylan bu filminde Anton Çehov’un “Karım” ve “İyi insanlar” isimli iki öyküsünden esinlenmiştir. Filmi izlendiğinde Çehov’un varlığının ve Nuri Bilge Ceylan filminin ahenginin birbiriyle uyumu hissedilebilmektedir. Filmin yapımcısı, Zeynep Özbatur Atakan’dır. 16 Mayıs 2014 Cannes Film Festivali’nde, Altın Palmiye ödülü ve FIPRESCI ödüllerini almıştır. Farklı birçok dalda aldığı ödüller de mevcuttur. 13 Haziran 2014’te ülkemizde gösterime girmiştir. Haluk Bilginer (Aydın), Melisa Sözen (Nihal), Demet Akbağ (Necla), Ayberk Pekcan (Hidayet), Serhat Mustafa Kılıç (Hamdi), Nejat İşler (İsmail), Tamer Levent (Suavi) ve Nadir Sarıbacak (Levent) filmin oyuncularıdır. Filmin konusu, İstanbul’dan Kapadokya’ya gelen Aydın’ın hikayesidir. Aydın, emekli tiyatro oyuncusudur. Yirmi beş yıl tiyatro yapmıştır ve mesleğinden emekli olduktan sonra Kapadokya’ya dönmeye karar vermiştir. İsmi gibi çevresinde de aydın bir kişi olarak görülmektedir. Genç ve güzel eşi Nihal ve kardeşi Necla da onunla birlikte yaşamaktadır. Nihal’le olan evliliğinde çatışmalar vardır. Birbirlerine karşı oldukça uzak ve soğuk oldukları görülmektedir. Öyle ki evin farklı kısımlarında yaşamakta oldukları ve gerekli zamanlarda bir araya geldikleri görülmektedir. Tartışmalarında dahi birbirlerinden mesafeli durdukları ve zaman zaman göz teması kurdukları fark edilmektedir. Necla ise boşandıktan sonra Aydın’la birlikte yaşamaya başlamıştır. Kardeşler arasında da çatışmalar olduğu açıkça görülmektedir. Aydın, Kapadokya’da babasından kalmış olan oteli işletmektedir, ayrıca yine babasından kendisine ve Necla’ya kalan gayrimenkullerle geçimini sürdürmektedir. Bu gayrimenkullerden birinde yaşayan bir aile ile kira ödemesini vaktinde alma konusunda sorun yaşadığı görülmektedir. Bu aileye karşı duyarsız ve büyüklenmeci tavırlarının olduğu görülmektedir. Bir yandan da yerel ve küçük bir gazetede yazı yazmaktadır. Tiyatro tarihini anlattığı bir kitap yazma hayali vardır. Aydın’ın bir süre sonra kendisiyle de insanlarla da yüzleşmeye başladığı görülmektedir. Aydın, kibirli, her şeyi kontrol etme ihtiyacı olan, manipülatör, toplum ilişkileri zayıf, değersizlik hissi yüksek,empati yapmayan ve kırılgan parçasını hep saklayan biridir. Yüzleşmelerle birlikte, yalnızlığının derinliğini, iç dünyasının ne kadar karmaşık olduğunu fark etmeye başlar. Kendisini, hayatını, sorguladığı ve anlamlandırmaya çalıştığı, orta yaş dönemi yaşadığı görülmektedir.
Levinson’ın Yaşam Yapısı Kuramına göre, yetişkinlik, yaşam boyu süren bir yapı oluşturmaktır. Bu kuramda yerleşik evreler ve geçiş evreleri birbirini izlemektedir. Özellikle geçiş evreleri, insan yaşamında büyük değişimlere neden olmaktadır. Bu kuramda temel kavram yaşam yapısıdır. Bireyin deneyimlediği kişisel anlamlar, düşlemler, değerler yaşam yapısı olarak tanımlanmaktadır. Birey, rolleri, yaşam üslubu, amaçları ve ilgileriyle topluma girmeye çalışmaktadır. İlk ve orta yetişkinlikte ortaya çıkan çeşitli evreler ve geçiş evreleri bu kuramda incelenmektedir. İnsanın yaşamını yeniden değerlendirme meselesi ve var olan yaşamına veya yeni oluşturduğu yaşamına bağlanması gibi meseleler geçiş döneminde değerlendirilmektedir. Önemli dört evre vardı. Bunlar: ön yetişkinlik, ilk yetişkinlik, orta yetişkinlik ve ileri yetişkinliktir. Ön yetişkinlik döneminde çok çalıştığı ve emek verdiği yılları olması dışında, bu dönemle ilgili detaylı bilgi filmde verilmemektedir. İlk yetişkinlik döneminde kişi kariyer, aile ve yaşam tarzı gibi hayatındaki önemli parçaları oluşturur. Sağlam temeller atmaya çalışır. Aydın’ın ilk yetişkinlik döneminde yirmi beş yıl tiyatro yaptığı ve başarılı bir tiyatro oyuncusu olduğu bilinmektedir. Kariyerine odaklandığı ve hayatının sanat tarafında bir kimlik oluşturduğu fark edilmektedir. Otele gelen turistlere geçmiş anılarını anlattığı ve o yıllardaki görülme durumuna özlem duyduğu fark edilmektedir. Aydın orta yetişkinlik dönemindedir. Bu dönemde, kişi kariyerlerinde zirveye ulaşır ve genellikle yaşamını ve başarılarını değerlendirir. Bu dönem aynı zamanda olası kriz dönemidir. Yani, yaşamını yeniden değerlendirdiği meselelere, geçmişte deneyimlediği başarılarına, ilişkilerine, yaşantıladığı yalnızlığına ve gelecekteki amaçlarına tekrar baktığı bir dönemdedir. Bu dönem kariyeri açısından incelendiğinde; Aydın, kariyerinde aktif olduğu dönemi geride bırakıp, bir otel işletmecisi olarak daha sakin bir yaşam sürmektedir. Bu dönemde, Aydın kendisini bir entelektüel olarak değerlendirmekte ve bunu sürdürmek için de gazetede yazılar yazmaktadır. Ancak, bu yeni kimlik, onun geçmiş başarılarından tatmin olmaması ve yaşamının anlamını yeniden sorgulamasını sağlamıştır. 36:20 dakikada kendisine gelen bir mektubu okuduğu ve mektubu yazan genç kız tarafından yazdığı yazıların takdir edildiği ve kız tarafından idealize edildiği görülmektedir. Bu mektubu eşi Nihal’e ve arkadaşı Suavi’ye okuduğu, okurken jest ve mimiklerinde, yaptığı vurgularda görülmeye ihtiyaç duyduğu fark edilmektedir. Bu dönem kurduğu ilişkiler açısından değerlendirildiğinde; eşiyle aralarında duygusal mesafe olduğu ve iletişim kurmakta da zorlandığı görülmektedir. Ona ulaşmak istediği fakat büyüklenmeci tavrının da etkisiyle, duygularını ifade etmekte zorlandığı fark edilmektedir. Evliliği oldukça problemlidir. Aydın’ın kontrolcü tavrının Nihal’i ondan daha da uzaklaştırdığı fark edilmektedir. 60:35 dakikada Nihal, okullar için yardım kampanyası konusunda oluşturduğu toplulukla otelde toplantı yapmaktadır. bu sahne de Nihal’in Aydın’la bir aradayken olduğundan çok daha farklı davranış ve tutumlara sahip olduğu görülmektedir. Daha canlı, istekli ve güler yüzlüdür. Aydın’ın dahil olduğu sahnelerde yüzünün daha donuk olduğu ve daha kısa cümleler kurduğu görülmektedir. Ayrıca toplantı başlamadan önce Aydın’ı mutfağa çağırdığı ve oradan gitmesini istediğini ifade etmiştir. Bu sahnede de birbirlerine olan mesafeleri ve paylaşımlarının az olduğu görülmektedir. Aydın ise bu sahnede üzülmüş ve yalnız hissetmesine rağmen ileride bahsedilecek olan sahte kendilik kimliğine bürünmüş ve kimseye bir şey fark ettirmeden, otelden ayrılmıştır. Ablası Necla ile ise sürekli çatışma halindedir. 60.21 dakikada, Aydın’ın yazdığı yazılarla ilgili konuşurken ablasıyla çatışmaya girdiği görülmektedir. İkisinin de saldırgan tutumda olduğu fark edilmektedir. Geçiş dönemi incelendiğinde; Aydın, orta yaşının ileri dönemlerinde ve bir anlamda yaşamının sonbaharında yer almaktadır. Aydın, yaşamının bu noktasında derin bir kendini değerlendirme ve yaşamını sorgulama sürecindedir. Geçmişteki başarılarını ve hayal kırıklıklarını düşünmekte, kişisel ilişkilerini sorgulamakta ve gelecekten ne istediğini yeniden anlamaya çalışmaktadır. Özellikle Aydın’ın Nihal ile olan evliliği ve kardeşi Necla ile olan ilişkileri, onun yaşamında belirgin bir memnuniyetsizlik ve tatminsizlik duygusuna yol açmaktadır. Bu, Levinson'un orta yetişkinlik dönemindeki bireylerin yaşadığı bir geçiş dönemidir. Filmde Aydın’ın yalnız çekilmiş sahneleri vardır. Yaşadığı olaylardan sonra kendi kendine kaldığı ve yaşadıklarını anlamlandırmaya çalıştığı sahneler. Bu sahnelerde geçiş sürecinin onda yarattığı yalnızlığı ve sorgulamaları görülmektedir. Ayrıca 60:59 dakikada yardım kampanyasıyla ilgili yaşadıkları anlaşmazlık sonucu Nihal ağlarken gülerek odadan çıktıktan sonra 120. dakikada geri gelerek hiç karışmayacağını ve bir süre İstanbul’a gideceğini ifade etmektedir. Geçiş döneminde olması nedeniyle, kendisinin nasıl davranması gerektiğiyle ilgili kararsızlıklar yaşadığı ve ne istediğini anlamaya çalıştığı bir sürecin içinde olduğu görülmektedir. Bu dönem sosyal hayatı ve toplumdaki rolü açısından değerlendirildiğinde; Mülk sahibi olduğu için toplumsal statüsü bundan etkilenmiştir. Bu rolle baş etmekte de zorlandığı görülmektedir. Çevresindeki insanlara karşı duyarsızca ve büyüklenmeci bir tavırla yaklaştığı fark edilmektedir. Toplumla iletişim kurmakta zorlanır, soğuk ve mesafelidir. Kendisini ötekilerden üstün görür. 18.30 dakikada Hamdi ödeyemedikleri kira ile ilgili Hidayet’le konuşurken Aydın’ın konuşmayı kısa kesmeye çalıştığı görülmektedir. Ayrıca 44:48 dakikada Hamdi’nin kirayı ödemekle ilgili zorlandığından bahsettiği sahnede Aydın’ın konuya hakim olmasına rağmen, Hamdi’yle iletişim kurmak istemediği ve onu Hidayet’le konuşmaya yönlendirdiği görülmektedir. Aydın, Levinson’un kuramına göre orta yetişkinlik döneminde önemli bir geçiş süreci yaşamaktadır.
Aydın yazılar yazarak entelektüel bir kimlik oluşturmaya çalışmaktadır. Bununla da tatmin olmadığı görülmektedir. Kariyerinde yaşadığı değişim, kişisel ilişkilerindeki zorluklar onun hayatı tekrar sorgulamasına ve derin düşüncelere çekilmesine neden olmaktadır. Geçmiş başarılarının tatminsizliğini ve şimdiki yaşamında ise sorgulama sürecinde olduğu görülmektedir. Aydın, geçmişi ve geleceği arasında kalmıştır. Bu sorgulama filmin sonlarına doğru yaşadığı yüzleşmelerle desteklenmiş ve hala harekete geçmekte zorlansa da kalmayı tercih etmiş ve hayalini kurduğu kitabı yazmaya da filmin sonunda başlayabilmiştir. Anlıyoruz ki Aydın geçiş sürecini tamamlamamış olsa da Kış Uykusunda olduğunu artık fark etmiştir.
Freud’un Psikanalitik kuramına göre, 2 Temel dürtü vardır: Eros(Yaşam dürtüsü) ve Thanatos(Yıkıcı dürtü). Bu dürtüler duygu, düşünce ve davranışları etkiler. Yaşam dürtüsü; hayatta kalma, cinsellik, üreme, temel ihtiyaçları karşılama gibi konuları içermektedir. Aydın’ın emekli olduktan sonra, yazılar yazmaya başlaması yaşam dürtüsünün yansıması olabilir. Sanat yoluyla varlığını göstermeye ve ölümsüzleştirmeye çalışmaktadır. İlişkilerine baktığımızda ise eşi ve kardeşiyle bağlarını sürdürmeye çalıştığı görülmektedir. İlişkideki sorunlar yaşam dürtüsünün olumsuz taraftan etkilemektedir. Yıkıcı dürtü ise; ölüm dürtüsü, yıkıcılık ve saldırganlıkla ilgilidir. Aydın İstanbul’dan Kapadokya’ya gelerek otelde kendisine rutinlerle ilerleyen bir hayat kurmuş ve içine dönmüştür. Sanki kendisini soyutlamış gibidir. Aktif bir sosyal yaşamı yoktur, izole olmuş gibidir. Çevresindeki çoğu kişiye pasif agresif tutum sergiler. Nihal’e karşı olan eleştirileri yıkıcı tutuma örnek olarak verilebilir. Yaşamında genel bir tatminsizlik söz konusudur. Bu nedenle varlığını sorgulamaya başladığı görülmektedir. Buradaki içsel çatışma incelendiğinde; Başarılı bir tiyatro geçmişi olmasının yanı sıra özellikle emekli olduktan sonra bu başarıların onu tatmin etmediği görülmektedir. Böylece yaşam dürtüsünü, yıkıcı dürtülerle başarılarını değersizleştirerek, içsel huzurunu bozar ve çatışma başlar. Ayrıca Nihal’le ve ablasıyla olan ilişkisinde de bir yandan kendisini var etmeye çalışırken(yaşam), diğer yandan yıkıcı davranışlarda bulunarak ilişkilerini çıkmaza sokmaktadır. İd, ego ve süperego açısından incelendiğinde; id açısından, Aydın’ın içsel dürtüleri ve arzularına bakıldığında güç ve kontrol arzusu olduğu görülmektedir. 60:56 dakikada Aydın’ın Nihal’in yanına geldiği ve bu yardım kampanyasının artık kendisinin kontrol edeceğini söylediği görülmektedir. Nihal’in artık bu duruma tahammül edemediğini ve ağlamaya başladığını görmesine rağmen, Aydın’ın gülerek odadan çıktığı görülmektedir. Sanatında ise entelektüel bir tatmin arayışı bulunmaktadır. Ego açısında, Aydın bu dürtülerini, oteli yönetme şekli, gazetede varlık göstererek yazarlık yapmaya çalışması ve entelektüel sohbetler oluşturma çabasında göstermektedir. Süperego açısından ise, Aydın’ın toplumsal ve ahlaki değerlerine bakıldığında, toplumsal liderliği benimsediği görülmektedir. Kasabaya yardımlar yapmaktadır. Bu yardımları yaparken kendini konumlandırdığı statüsünü koruma arzusu da vardır. Aydın, çocukluk döneminde yaşanan çözülmemiş gelişimsel çatışmaların etkilerini taşıyor olabilir. Güven eksikliği, kontrol ihtiyacı, cinsel kimlik sorunları ve duygusal mesafe Aydın'ın kişiliğinde ve davranışlarında parçalarını gösterir. Bu bağlamda, Aydın'ın davranışlarının kökeninde erken yaşantılarındaki psikoseksüel evrelerde (özellikle anal evre (kontrol ve özerklik-Aydın’ın kontrolcü tutumu ve fallik-ödipus kompleksi, eşine karşı olan soğuk ve mesafeli tutumu, annesiyle olan bilinçdışı duygusal çatışmaların bir göstergesi olabilir) yaşanan deneyimler de etkili olabilir.
Winnicot Nesne ilişkileri kuramına göre; Aydın’ın çocukluk dönemiyle ilgili filmde çok fazla bilgiye yer verilmemiştir. Ancak Necla ile bir sahnesinde anne ve babasının mezarlığına hala gitmediği öğrenilmektedir. Ayrıca Nihal’le bir tartışmasında çocukluğunda yaşadığı zorluklardan bahsetmektedir. Çocukluğunu ve gençliğini yaşayamadığını söylemektedir. Bu sahnelerden anlaşılıyor ki, Aydın küçükken yeterince iyi anne figüründen yoksun bir gelişim süreci geçirmiş olabilir. Bu yoksunluk, onun güvenli bir içsel benlik geliştirememesine ve dolayısıyla başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kuramamasına yol açmış olabilir. Sahici benlik ve sahte benlik açısından ise; Aydın dışarıya karşı güçlü, özgüvenli, entelektüel görünmektedir. Bu sahte benliktir. Filmi izlerken içsel çatışmaları, tatminsizlikleri, yalnızlığı, duygusal boşlukları fark edilmektedir. Sahici benliğine ulaşmakta zorlandığı görülmektedir. Aydın yalnızlık ve bağlanma sorunları yaşar. Kendini izole etme ve başkalarıyla derin ve anlamlı ilişkiler kurmakta zorlanma, onun erken dönem bakım deneyimlerinin yetersizliğiyle ilişkilendirilebilir. Bu yetersizlik, onun güvenli bir bağlanma ve sahici benlik geliştirememesine neden olmuş olabilir. Aydın, yazıları ve entelektüel uğraşlarıyla kendini gerçekleştirme çabasında olsa da, bu faaliyetler onun duygusal ihtiyaçlarını tam olarak karşılamaz. Bu, onun sahici benliğine ulaşma sürecindeki zorluklarını ve içsel çatışmalarını yansıtmaktadır. Aydın’ın arafta hissettiği ve bilincinin kış uykusunda olduğu anlaşılmaktadır. Yalnız çekilmiş sahnelerinde, kendilik çağrıları olduğu ve Aydın’ın içsel dünyasında sıkışmış hissettiği görülmektedir.
Bu üç kuramla birlikte, filmin sonuna gelindiğinde Aydın’ın sanki bir kış uykusundaymış gibi yaşamını sürdürdüğü ve filmin sonunda bu parçasıyla ilgili uyanışa adım attığı görülmektedir. 180:2 dakikada kendi içindeki uyanışın cümleleriyle film bitmektedir.
KAYNAKÇA
1)Atak, H., Büyükpabuşçu, H., Çok, F., Çokomay, G., Tatlı, C.E. (2016). Yetişkinliğe Geçiş: Türkiye’de Demografik Ölçütler Bağlamında Kuramsal Bir Gözden Geçirme. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar-Current Approaches in Psychiatry, 8(3), 204-227.
2)Safran, J.D. (2014). Psikanaliz ve Psikanalitik Terapiler. Okyanus Yayıncılık.
3)Sarısoy, G. (2016). Winnicott’ın Gerçek Benlik ve Sahte Benlik Kavramlarının Bir Vaka ve Terapi İlişkisi Bağlamında İncelenmesi. AYNA Klinik Psikoloji Dergisi, 3(1), 1-15.